
İzmirden bir telefon geldi. Diğer uçdaki ses hadi hazırlanın 15 günlüğüne rüzgarla dans edeceğiz dedi. O sesin sahibi Mustafa abi Alaçatı marinada yeni aldığı teknesi Bavaria 46 ya bizi davet ediyordu. O an yelkenli ile Ege denizinde eğitim ve tatil fikri karşısında Eşim ve ben tabiki hemen balıklama pozisyonu alıp atladık ve bir solukta kendimizi Alaçatıda bulduk. Yelkenli benim için yabancı olmayan bir kavram geçmiş senelerde kısada olsa bazı seyehatler yapmış ve kullanmıştım. Fakat ilk defa 15 gün gibi bir süre açık denizde olma durumu hepimiz için soru işaretleri içeriyordu. Tabiki kaptanımız Murat ile tanışana kadar...
1.Gün: Kaptanımız Yelkenliyi bize tanıtarak işe başladı. Yapılması ve yapılmaması gereken kurallardan sonra oğlum Egeyi miço olarak, Mustafa abiyi 2 Kaptan, Burcu ve Binhan ablamı güneşlenme, alışveriş ve yemekten sorumlu tatil bakanı olarak atadı. Saat 13.00 sularında Alaçatıdan ayrıldık ilk rotamız İkaria adası yaklaşık 48 mil bu da
6 saat sürecek bir yolculuk demekdi. İlk olarak 2 saat motorla gittik, rüzgar hızı 22 knot'a ulaşınca denizdeki çalkantı fazlalaştı ortalama 2 m civarında dalgalar oluşmuya başladı. Bu sırada ilk yelkeni Genovayı açtık arkasından ana yelkeni hızımız 8 knot civarında seyrediyorduki ilk deniz tutma firesini verdik. Burcu, neyseki kaptanın tecrübesiyle ayakta denge eğitimi ile bu sorunu kısa sürede aştık. İkaria adasına ulaşmıştık tamda Evdilos limanın içine bağladıkki Yunan port polisi geldi ve Yunanistana buradan pasaportla girişin kaldırıldığını en yakın Samos dan giriş yapabileceğimizi söyledi. Fakat akşam olduğu için bu gece demirlememize izin verdi. İkaria adasının pek bilnmeyen bu güzel balıkçı köyünde gezinirken halkın sıcak kanlı tavırları ve huzurlu ortamından çok etkilendim. Ekmek almak için girdiğimiz küçük fırındaki kadın İstanbuldan geldiğimizi duyunca çok sevindi ve bizi sonrasında lezzetiyle hayran bırakacak ekmeklerinden verdi "laf aramızda Türkiye de biz ekmek falan yemiyoruz".
6 saat sürecek bir yolculuk demekdi. İlk olarak 2 saat motorla gittik, rüzgar hızı 22 knot'a ulaşınca denizdeki çalkantı fazlalaştı ortalama 2 m civarında dalgalar oluşmuya başladı. Bu sırada ilk yelkeni Genovayı açtık arkasından ana yelkeni hızımız 8 knot civarında seyrediyorduki ilk deniz tutma firesini verdik. Burcu, neyseki kaptanın tecrübesiyle ayakta denge eğitimi ile bu sorunu kısa sürede aştık. İkaria adasına ulaşmıştık tamda Evdilos limanın içine bağladıkki Yunan port polisi geldi ve Yunanistana buradan pasaportla girişin kaldırıldığını en yakın Samos dan giriş yapabileceğimizi söyledi. Fakat akşam olduğu için bu gece demirlememize izin verdi. İkaria adasının pek bilnmeyen bu güzel balıkçı köyünde gezinirken halkın sıcak kanlı tavırları ve huzurlu ortamından çok etkilendim. Ekmek almak için girdiğimiz küçük fırındaki kadın İstanbuldan geldiğimizi duyunca çok sevindi ve bizi sonrasında lezzetiyle hayran bırakacak ekmeklerinden verdi "laf aramızda Türkiye de biz ekmek falan yemiyoruz".
2.Gün: Herzamanki gibi sabah Binhan ablamın muhteşem bir kahvaltı sofrasıyla uyanıyoruz. Yaklaşık 6 mil bir seyirden sonra İzmir körfezindeki gibi ufak çırpıntılı bir deniz karşımıza çıktı. Kaptan Murat bu bölgenin yelkencilerin çok sevdiği rüzgarıyla meşhur Fourni bölgesi olduğunu söyledi. Hakikaten anlattığı kadar varmış. Rüzgar hızı 30 knot ve yelkenleri ilk olarak ben açmaya başladım. dümende 2 kaptan Mustafa yani acemiler iş başında, kaptan Murat bir ara rota tespiti için içeri girdi. ve ne olduysa sarp yamaçlarından gelen sert bir akımla ilk dümen hakimiyetimizi kaybettik ve savrulduk. Benim son gördüğüm Mustafa abi dümenle bütünleşmişdi ama ne fayda kaptan Murat ilk önemli dersi verdi "Yelkenli kullanmak dümende selfie çektirmeye benzemez"
Sabah rotamızdaki ada Patmos du 2 saatlik bir yolculukan sonra merkeze yakın sadece plajı olan bir koyda demirledik "Kampos". Ben bir yandan kıyıya çıkmak için zodiakı hazırlarken bir yandan da sahilde bulunan kafeden bir dondurma alma hayali kuruyordum tabiki bu hayali bana kurduran Ege oldu. Sahilde zeytin ağaçları altında kum olmaya yüz tutmuş çakıl taşları ve soğuk berrak bir deniz bizi karşıladı. İliklerimize kadar donduk ve dondurmayı unuttuk. 3 saatlik bir dinlencenin ardından akşam kalacağımız yere Patmos merkeze doğru yola çıktık. Limanda demirlediğimiz anda sağımızda ve solumuzda onlarca Türk teknesi vardı. Şunuda orada anladım ki bu adaları ticari olarak ayakta tutan bizleriz. Hemen hemen tüm restaurant ve kafelerde türkçe konuşuyoruz ibaresine rastladım.1 km olan bu köyde tam 10 adet şapel saydık ve neredeyse her 10 kişiye 1 şapel düşüyordu bu sonradan istisnasız her adada göreceğimiz bir durumdu. İkinci adamız olan Leros "Lakki" yaklaşmıştık. Karşılıklı 2 sarp yamaç arasından "Lord of the Rings" filmindeki kayık ile kaçış sahnesine benzer" bir boğaza girdik. hemen limandaki yaşlı bir adam bize kıçtan kara yapmamız için yön verdi ve demirledik. Muhteşem bir ada ve sonrasında da anladımki içlerinde en gelişmiş önemli bir liman kasabası, Tarih boyunca etrafında birçok savaşa tanıklık etmiş ve batıklarıyla ünlü bir ada Leros. Kahve içmeye karaya çıktığımızda Türkçe olarak bize hitap eden halkıyla çabucak kaynaştık ve meşhur portakallı kurabiyelerinden bolca aldık. Adada gezinirken yol kenarlarında ufak kuş kafesi büyüklüğünde bazı anıtlara rast geldik bu anıtların içinde mumlar yanıyor ve aynı kişiye ait fotoğraflar yer alıyordu. Sonradan öğrendikki o kişinin öldüğü noktada bu anıtlar yapılıyormuş çok entrasan bir anı şekli olarak hafızama kazındılar.

4.Gün: Sabah rotamızdaki ada Kos du. Bu arada balık meraklısı olan kaptan ve Mustafa abi 3 gündür boş çekmenin hıncıyla birkez daha makaraları denize salıyorlar ben dahil teknedeki tüm kişiler bu durumla dalga geçiyorduk ki oltaya 800 gr bir torik takılıyor. Bodrum açıklarında yaşanan bu durumu Mustafa abi gülerek Türk karasularına geçmemize bağlıyor. Yunanda kriz varya balıklar bile boykotta :)) diye. Akşam Kos limanına girdiğimizde İzmir körfezinde duyduğumuz o kötü koku hemen etrafı sardı. İşin açığı bizim beklentimize hiç uygun olmayan bir durum du. Gece olunca iyi bir restaurant ararken karşımızaYorgo usta çıktı. Sıcak tavırları ve düzgün Türkçesi ile bizi kapıdan içeri davet etti. Sonradan öğrendim ki Yorgo balık ve meze konusunda Kos'un en iyisiymiş ve bu ünü hak edecek bir ziyafet oldu. Kalamari ve Deniz levreği muhteşemdi 6 kişi 126 euro hesap ödedik. Gecenin ilerleyen saatlerinde insanların trafiği iyice arttı ve Kos'da gece hayatı başlamıştı özellikle barlar sokağı gençlerle dolup taşıyor mekanlarda çalan müzikler adayı adeta sallıyordu. Sadece eğlence ve tarih için bu adaya gidebilirsiniz.
5.Gün Datça, Ovabükü. Datçaya ilk gelişimdi. ilk olarak Ovabükü koyunda demirledik. koydaki tek yelkenli bizimdi. ve tatilcilerin kıyı şeridindeki yoğunluğu ilk gözüme çarpan şey oldu. biraz denize girdikden sonra tekneyi hareket ettirmek için dümene geçtim ve motoru çalıştırdım. Bir yandan demir alıp bir yandanda rüzgar yönüne bakarken bir ses. Binhan abla beni uyardı. Arkaya bağlı zodiak'ı unutma Okan. Yani anlıyacağınız Yelkenli ile bir tatil planı yapıyorsanız yolcu olarak seyahat etme şansınız yok. Kaptanda dahil olmak üzere herkes bir işin ucundan muhakkak tutacak ve hataları uyaracak.
6.Gün Selimiye, Orhaniye. Muhteşem orhaniye koyunu demirlediğimizde teknemize 2 günlüğüne Emrehan ve Nika da katıldı. Kadro 1 eksik ile (İstanbul tatilini tercih eden Nilhansız)
tamamlandı.Nika'nın "Gopro kamerası" su altı ve üstü çekimleri tatilimize muhteşem anılar kattı.

7.8 Gün Bozburun. limanında demirlediğimizde yine ilk defa gördüğüm bu kasabaya hayran kaldım. Market alışverişinden sonra balık malzemeleri satan bir dükkandan alışveriş yaptık. ve kendimize balık yemek için bir yer ararken sahildeki sıradan bir restaurant ta karar kıldık ve girdik. balıklar güzeldi fakat mezeler konusunda başarısız ve az porsiyonlar olarak servis edildi. Genelde bakir yerlerde özel lezzetler arar insan, bu sunumun sıradan olması ve ödediğimiz hesap bizde hayal kırıklığı yaşattı. 2. ci günün akşamı bu sefer esnafa sorarak Bueno Vista diye bir restaurant cafe de karar kıldık bu arada sahibi Adem bey çok ilgili ve bize ne yememiz gerektiği konusunda bilgilendirdi ve özellikle et kavurması ve fırında kaşarlı patlıcanını öneririm Bozburuna giderseniz merkezde sahil kenarında olan bu yeri şiddetle tavsiye ederim.
9.Gün Symi İtalyan mimarisi evleri, Şapelleri ve doğa olarak beni etkileyen en önemli ada oldu. Fakat bunca yer arasında limanı yanaşması en zor olan ada. Genelde yelkenciler 3 veya 4 denemeden sonra çapayı takabiliyorlar. Nedenini sorduğumuzda liman zeminin yosun kaplı olmasıymış. Bizi yönlendiren sahildeki marina görevlileri yanaşma için sert uyarılarda bulunuyorlar. Kaptan Murat bu duruma oldukça sinirleniyor çünkü yanaşma esnasında Apaz dan geler rüzgar 9 knot civarında ve tekneyi kaydırıyor dar bir alana girmeye çalıştığımızı düşünürsek bayağı zor bir durum. Kıyıdaki Türk arkadaşlarında bağlama yardımıyla tekneyi yanaştırıyoruz. Simi gerçekten muhteşem bir ada. Akşam olduğunda kafeleri ve restaurantları dolup taşıyor. Oranın en ünlü restaurantı Manos un önünden geçerken bir beyefendi "gençler hadi gelin birlikte eğlenelim" diye davet ediyor bizde biraz takılıyoruz ama bir bakıyorum içerde olanlar tanıdık geliyor. Mustafa Sandal ve isim olarak hatırlamadığım bir çok ünlü eğleniyor. Entrasan bir durum. heryer ünlü, ünsüz Türk kaynıyor.10.Gün Yalıkavak Palmarin gördüğüm en lüks mekanlardan biri ünlü restaurantları ve mağazalarıyla beni şaşırttı. Burası tam bir arap istilası altında, Yalıkavakta marina: şehri, resmen ikiye bölmüş zenginler ve diğerleri. Avrupalı ve Rus turistler hala eski çarşıda takılıyor. Araplar marina da. Yani yalıkavak da artık balık kavağa tırmanmış. Marina 4x14.30 m tekne için gecelik 104 euro istiyor. hemen 100 m yanındaki eski limanda konaklama bedava :) bilginize.

11.Gün Cennet koyunda kahvaltı için demirliyoruz ve belki de hayatımın en entrasan karelerinden birini yakalıyor ve fotoğrafın adını da "güzel ülkemin insanı" koyuyorum. Bu koy sadece insanlarıyla değil müteahhitleriylede meşhur. Şimdi herkesin gözü burada. Buraya ilk kim beton atacak yarışındalar. Bu arada koyun büyük bir bölümüne Otel yapılmış zaten benim söylediğim kalanıyla ilgili. Yazık......
12.Gün Dönüş yolunda Samos adasına doğru yola çıkıyoruz yakalaşık olarak 3 saat sürecek bu yolculukta açık denizde gördüklerimize inanamıyoruz. Ayakkabılardan tutunda giyisilere ve cankurtaran yeleklerine kadar her şey var. Muhtemelen botlarla Yunanistana geçiş yapmaya çalışan mültecilere ait. Seyrin sonunda Pisogoria limanını demirliyoruz. Matematikçi Pisagorun şehri çok şirin bir sahil kasabası. Bu arada bu tür konaklamalarda marinaları tercih etmemenizi öneririm bu kasabaların eski limanlarını tercih etmeniz size hem gezi olanağı hemde uygun bütçeler sunuyor.
13.Gün Sabah adanın arka tarafına yani Samos merkeze doğru yola çıkıyoruz. 30 dk sonra Posidonio koyunda demirliyoruz. Karşımızda Kuşadası milli parkı görünüyor. Gün içinde çeşitli koylarda demirledikten sonda, akşam üzeri Samos merkeze ulaşıyoruz. O da ne ! limanda bir tane bile tekne yok ve ağır pis bir koku etrafı sarmış. Samosa gideceklere önerim merkezini tercih etmemeniz hayal kırıklığı yaşama olasılığınız yüksek. Hemen oradan gitmek için gece seyrine karar verdik ve 1 saat uzaklıktaki Kokaria kasabasında karar kıldık. Ulaştığımızda bu küçük limanın sedece balıkçılar için olduğunu gördük. Fakat usta kaptanımız sayesinde kıyıya bağlayabildik. Kokaria için küçük Bodrum diyebilirsiniz. Gördüğümüz her mekan ve kumsal üzerindeki restaurantları muhteşemdi. Aynı zamanda yüksek profilli Avrupalı turistlerden de bolca var. Çok beğendim.14.Gün Alaçatı yolculuğumuz sabaha karşı kaptanın erken demir almasıyla başlamış. Biz tüm yolcular uyandığımızda Alaçatıya gelmiştik. Marinaya yaklaştığımızda 14 gün boyunca yaşanan bu tecrübeyi Bloğumda yazmaya karar vermiştim. Umarım bu rotayı tercih edenlere yararlı bilgiler sunmuşumdur. Görüşmek üzere...
30.08.2015
Okan Teyfik Özalp






2 yorum:
Okan beycim vallahi imrendim cok guzel bir tatil olmus eglenmenizede cok sevindim. O kadar guzel bir dille anlatmissinizki neredeyse kendimi o guzel teknede hissettim. Blogunuzu ve yazdiklariniz cok guzel tebrikler. yeni maceralar bekliyoruz.. Sevgiler Selamlar.
Bu güzel yorumun için tşkler müjgancım ayrıca bloğumdaki ilk yorum olmasından dolayıda benim için çok önemli😊
Yorum Gönder